Kuyu derin olsa da mürekkep akar,
Kendi yankısını arar Yusuf’un kalemi.
Bazen bir sitemdir, bazen bir bahar,
Harf harf inşa eder kendi alemi.
Yedi kıtlık geçse de sözün bağrından,
Biriktirir heybesinde bereketli rüyayı.
Kurtulup günlerin gürültü ağından,
Sessizce seyreder dönen dünyayı.
Zaman bir kervan, kelimeler yolcu,
Her nokta bir durak, her virgül nefes.
Yazmak; gerçeğe giden en ince ölçü,
Yazmak; ruhun sığmadığı o dar kafes.
Burada hüzün bile asil durur,
Satırlar arasında gizlenir sırlar.
Yusuf’un kalemi vurdukça durur,
Aydınlanır karanlıkta kalan asırlar.